Aksu Belediye Meclisi’nde dün yapılan son oylamanın ardından kamuoyuna yansıyan tablo ilginç.

Aksu Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı arasında mahkemelik olan 15 taşınmazın içinde, düğün salonu da bulunan bir kültür merkezi yapımı karşılığı Hazine ve Maliye Bakanlığı'na devredilmesi teklifi Aksu Belediye Meclisi'nde yeniden oylanıyor.

AK Parti grubu “kabul” oyu veriyor.

CHP çekimser kalıyor.

MHP de çekimser kalıyor.

Sonuçta yeterli çoğunluk sağlanamadığı için madde reddedilmiş sayılıyor.

Buraya kadar her şey açık.

Ama oylamadan sonra yapılan açıklamalara bakınca insan biraz şaşırıyor.

Çünkü sadece çekimser kalan CHP, projeye engel olmuş gibi anlatılıyor.

Oysa meclis tutanaklarına bakıldığında durum oldukça net:

Oylamada iki parti çekimser kalmış.

Yani ortada tek başına alınmış bir karar yok.

Buna rağmen tartışmanın merkezine yalnızca CHP’nin yerleştirilmesi doğal olarak şu soruyu akla getiriyor:

Eğer çekimser oy projeyi engelliyorsa, neden aynı oyu kullanan MHP’den hiç bahsedilmiyor?

Üstelik CHP grubunun yaptığı açıklamada, çekimser kalma gerekçesi de açıkça ifade ediliyor.

İtirazın düğün salonuna değil, projeyle birlikte gündeme gelen taşınmaz devrine olduğu söyleniyor.

Yani ortada “düğün salonu yapılmasın” diyen bir tavır değil, projeye ilişkin farklı bir değerlendirme var.

Ancak buna rağmen tartışma bambaşka bir yere taşınıyor.

Sanki mesele bir proje değil de, bir tarafın iyi niyeti ile diğer tarafın engellemesi arasındaki bir hikaye gibi anlatılıyor.

Halbuki meclis kararları verilen oylarla alınır.

O oyların içinde iki ayrı çekimser varsa, ortaya çıkan sonucun sorumluluğunu tek bir partiye yazmak en azından eksik bir anlatıdır.

Aksu’da dün yaşanan tartışmanın özü de tam olarak burada.

Bir oylama yapıldı.

Ancak o oylamadan sonra ortaya çıkan hikaye, oylamanın kendisinden biraz farklı anlatıldı.