CHP’de yaşanan mutlak butlan sürecinin ardından kurulan Yeni Parti, Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi Aksu’da da hızlı başladı.

İlçe Başkanı Hamza Erdem, yedi belediye meclis üyesi, ilçe yöneticileri, mahalle başkanları ve çok sayıda partili CHP’den istifa etti. Önümüzdeki günlerde yeni istifaların geleceği ve Yeni Parti’ye katılımların devam edeceği de konuşuluyor.

Açık söylemek gerekirse bu, “Birkaç kişi gitti, yerlerine yenileri gelir” denilerek geçiştirilecek bir durum değil.

İlçe başkanı gidiyor, meclis üyeleri gidiyor, örgütün sahada çalışan isimleri gidiyor. Seçim döneminde kapı kapı gezen, partinin bayrağını taşıyan, mahallelerde vatandaşla yüz yüze gelen, Aksu’da ilk kez CHP’yi birinci parti yapan kadrolar başka bir yola çıkıyor.

Üstelik bütün bunlar durup dururken yaşanmıyor.

Kusura bakmayın ama siyasette seçimi kaybeden gider.

Parti üyelerinin ve delegelerin iradesini kabul etmek yerine, mahkeme kararının arkasına sığınıp yeniden genel başkanlık koltuğuna oturmak, demokrasiyle veya hukuk ile açıklanabilebilecek bir durum değildir. Bunu adı olsa olsa koltuk ısrarıdır.

Yıllarca partiye emek veren insanlar da, sandıkla gönderilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuk ısrarı sonucunda mahkeme yoluyla geri dönüşünü içine sindiremiyor.

Bu insanlar doğal olarak şunu soruyor:

“Bizim verdiğimiz oyun, delegelerin yaptığı seçimin hiçbir anlamı yok mu?”

O nedenle, Aksu’da yaşanan istifalara da sadece isimler üzerinden bakmamak gerekiyor.

Siyasette; mahallede tanınan, esnafın kapısını çalan, düğünde ve cenazede vatandaşın yanında olan insanların bir karşılığı vardır. Bu isimler başka bir partiye geçtiğinde, yıllardır kurdukları ilişkileri de beraberlerinde götürürler.

CHP yarın yeni bir ilçe başkanı atayabilir, yeni bir yönetim listesi hazırlayabilir, boşalan koltukları doldurabilir.

Ancak sahada oluşan boşluğu bir gecede dolduramaz.

Yılların emeğini, vatandaşla kurulan bağı ve örgüt içindeki güveni yeni bir liste hazırlayarak geri getirmek o kadar kolay değildir.

Hele ki ayrılanların arasında belediye meclis üyeleri varsa iş daha da ciddi bir durum haline gelir. Çünkü; konu artık belediye meclisindeki siyasi dengeleri de etkilemektedir. Eğer konuşulduğu gibi önümüzdeki günlerde Büyükşehir Belediye Meclis üyelerinden de istifalar gelirse, CHP’nin kaybı daha da belirginleşecektir.

Şu anda Aksu’da bir “Yeni Parti rüzgarı” olduğu açık.

Ancak bu rüzgarı sandığa taşımak da önemli.

Toplu istifalarla ve kalabalık katılımlarla dikkat çekmek başka, bunu kalıcı bir örgütlenmeye ve seçmen desteğine çevirmek başka bir iştir. Yeni Parti’nin gerçek gücünü seçim günü göreceğiz.

Ancak bugün önümüzde duran tabloyu da görmezden gelemeyiz.

Yeni Parti Aksu’da hızlı bir başlangıç yaparken CHP ciddi bir yara aldı. Üstelik kaybedilenler sadece birkaç parti üyesi değil; örgütü tanıyan, sahada çalışan ve vatandaşta karşılığı bulunan isimler.

CHP yönetimi bu süreci “Giden gider” diyerek küçümserse, kayıp daha da büyüyebilir.

Delegelerin iradesini kabul etmek yerine, kaybedilen koltuğu mahkeme kararıyla geri almaya çalışırsanız partiyi bir arada tutamazsınız. Koltuğu geri alabilirsiniz; ama insanların güvenini geri alamazsınız.

Bugün Aksu’da yaşanan tam olarak budur.

Kılıçdaroğlu genel başkanlık koltuğuna dönmüş olabilir.

Ama o koltuğa dönerken partinin önemli bir bölümünü kaybetmiştir.