Antalya’da sabah erken saatlerde veya mesai bitiminde yola çıkan vatandaşlar, gidecekleri yere ne zaman varacaklarını kestiremiyor. Özellikle Aksu’ya gelmeye ya da Aksu’dan merkeze gitmeye çalışan vatandaşların vay haline! Ben de o vatandaşlardan biriyim. Her sabah “Acaba bugün kaç saatte giderim?” düşüncesiyle yola çıkıyorum. Akşamları ise yol 1 saat sürerse, “Bugün şanslıyım, kısa sürede evime gelebildim” diye seviniyorum; çünkü Antalya trafiği, artık tamamen şansla ilerliyor.
Antalya büyük bir şehir, nüfusu kalabalık, özellikle yaz aylarında turistlerin de gelmesiyle çok daha kalabalıklaşıyor. Ancak, Antalya ulaşımı hala küçük kasaba refleksiyle yönetiliyor. Yol genişletme yok, yeni toplu taşıma araçları yok, herhangi bir düzenleme yok. Herkes kendi başının çaresine bakmak zorunda kalıyor. Otobüsler tıklım tıklım, duraklar kalabalık. Özel aracıyla yola çıkanlar, kısa mesafelere çok uzun süre sonra varabileceklerini bildiklerinden, araçlarında su ve atıştırmalıklar bulunduruyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, yıllardır “4. Etap Raylı Sistem” diyor, başka da bir şey söylemiyor. Başkan Böcek’in diline pelesenk olan projeyle ilgili henüz bir adım atıldığını görmedik. Ne bir temel atıldı, ne bir makine çalıştı. Trafik sorunu artık kanayan yara haline geldi. Çözüm olacak projeler ise şehrin yollarında değil, yalnızca basın toplantılarının parlak slaytlarında ilerliyor.
Antalya’nın ulaşım sorunu artık sadece bir belediye hizmeti meselesi değil, doğrudan yaşam kalitesini etkileyen bir halk sağlığı problemine dönüşmek üzere. İnsanlar işe geç kalıyor, çocuklar okula yetişemiyor, hastaneye gidenler yolda zamanla yarışıyor. Acil bir işiniz varsa yola ne kadar erken çıkarsanız çıkın, trafik size "Geç kaldım" dedirtiyor.
Bu tablo karşısında hâlâ kâğıt üstünden konuşanlar, her gün direksiyon başında ter dökeni, otobüslerde ayakta bekleyeni, çocuğunu okula yetiştiremeyip yolda sinir krizi geçiren anneyi görmüyor. Bu şehir artık laf değil, icraat görmek istiyor. Yol istiyor, çözüm istiyor, nefes almak istiyor.
Antalya artık sadece güneşle, denizle değil; trafikle de yanıyor.
Birileri artık bu sesi duymalı.
Yoksa bu halkın sabrı da tükenir, inancı da.